Projeler

Fatma BİLEZİKÇİ:Bir Baba ve Kızın İyiliklerle Dolu Dünyası

EL ARABASI İLE BAŞLAYAN 20 YILLIK HAYIR KAPISI: FATMA BİLEZİKÇİ

 
İyi ve güzel olanın takdir edilmesi de takdir gerektirir elbet. Çünkü başbakanımızın da ifade ettiği gibi, yeni bir toplumun inşası ancak iyiyi yaygınlaştırarak mümkün olabilir.

Bir Baba ve Kızın İyiliklerle Dolu Dünyası

Bir Baba ve Kızın İyiliklerle Dolu Dünyası

İyi ve güzel olanın takdir edilmesi de takdir gerektirir elbet. Çünkü başbakanımızın da ifade ettiği gibi, yeni bir toplumun inşası ancak iyiyi yaygınlaştırarak mümkün olabilir.

 

Hayata farklı pencereden bakışı, ilginç yaşam öyküsü ve elbette yaptıklarıyla dikkatleri üzerine çeken Fatma Hanım, iyiliği yayma yolunda örnek bir şahsiyet.

 

Fatma Hanım,3 yıldır  pazartesi ve perşembe günleri Ankara’nın Yeşilöz mahallesinde 100 kişilik yemek organize ederek yetim, dul, engelli, suriyeli ve yaşlı insanların evlerine ulaştırıyor. Bu güzel geleneğin nasıl başladığını merak edenlere ise, bu hayır hikâyesini en başından bir kez daha anlatıyor.

 

 Baba Mesleği

 

Fatma Bilezikçi’nin hikâyesi aslında yıllar önce babası Hacı Raşit Ünal ile başlamış. Bilezikçi, o günlere ait anılarını ve babasıyla yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Babam hayır hasenatı sever, fakiri kollardı. Küçük bir el arabası vardı. Her sabah onunla fırınlardan ekmek toplar, evimizde ısıtarak ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı. Ara sıra bu iş için beni de çağırır ve yardım etmemi isterdi.”

 

Küçük bir kız çocuğu için, -kendince- oyun oynamak yerine her sabah bu işi yapmanın üşengeçliğini de itiraf ediyor ve devam ediyor Fatma Hanım : “İlk günler sabah erken kalkıp bu iş için kapı kapı gezmek bana çok ağır gelirdi. İçimden “babam bugün keşke beni çağırmasa” dediğim bile olurdu. Fakat bu işin içine girip o hayrı yapmanın hazzına varınca bir daha kopamadım.”

 

Eski Küçük Bereketli Tencere

 

Mahalleliye ekmek dağıtımıyla başlayan bu serüven, daha sonraları ise büyür, yemek dağıtımına dönüşür. Hikâyenin devamını yine Fatma Hanımdan dinliyoruz: “Bir ramazan günü babama, ‘keşke mahallede kimsesizlere iftar verebilsek’ dedim. Babamla o an karar verdik ve ilk iftarımızı evimizdeki küçük tencerelerimiz içinde o gün verdik. Tencerelerimiz küçüktü. Fakat burada pişirilen yemekler adeta aşure kazanı gibiydi. Yoldan geçen bütün fakir fukara yer, yine de eksilmezdi. Biz bu yolla iyiliği, fedakârlığı öğrendik. ‘Sevgi hissetmekmiş’ derler, biz de hissettik.”     

 

Bahçe Katından Hayra Açılan Kapı

 

İşte baba mesleği ve baba duasıyla başlayan bu adanmışlık hikâyesi, bu gün hala devam ediyor. Fatma Hanım’ın en büyük hayır yoldaşı ise eşi Nejat Bey.  Birlikte, her sabah namazı sonrasında fırınları gezerek simit ve poğaça toplayıp, onları ısıtıp ihtiyaç sahibi ailelere sabah kahvaltısı olarak dağıtıyorlar.

 

Öyle çok varlıklı oldukları da söylenemez üstelik. Küçük bir bahçeye açılan evleri, artık hayra açılan kapıları olmuş.

 

“ Allah İyileri Sever ’’ Yaptığı bu güzel ve hayır işleri ile öne çıkan ve tanınan Fatma Hanımın ‘’Peki sizce iyilik nedir?’’ sorusuna cevabı da yine eskilere götürüyor onu. Her bu sorunun cevabını aradığında, babasının söylediği “Allah İyileri Sever” ayetini hatırlamış. İşte hayır insanı Fatma Bilezikçi, hayata bakışını, babasından öğrendiği bu ayet-i kerime ile açıklıyor, özetliyor.     

 

Onu yakından tanıyan ve kendisine hayır işlerinde yardımcı olan yol arkadaşları Fatma Bilezikçi için: “Bazı insanlar vardır yorulduğu yerde bırakır. O ise hurma ağaçları gibi dimdik hep ayakta” diyorlar.

 

Maharet iyilik yapmanın da ötesinde “İyiliği yaymak” deyip kendisi ile birlikte bir hayır kervanı da kurmuş Fatma Hanım. Gönüllü semt sakinlerini de bu hayra ortak etmiş. Ve bu birliktelikten duyduğu sevinci şu ifadelerle anlatıyor:

 

“Kuşlar sürü ile uçar. Bizler de bir yolculuğa çıktık. Ve hamdolsun bu hayır sürüsüne dâhil olanlar, bu sürüden bir daha ayrılmıyorlar .‘’

 

Fatma Ablamız ve Nejat Abimiz POTANSİYELİ’NİN FARKINDA YA SİZ!